İnsan;
Şehirler kurar.
Yollar, köprüler yapar.
Kıtadan kıtaya uzanır.
Uzaya çıkar.
Ama gönlü ancak, bir gönülde sükuna erer.
Bir gönlü misafir ettiğinde varlığını hisseder.
Bir gönle girdiğinde kendini bulur.
Bir genç kızın hayali…
Bir delikanlının umudu…
Bir yaşlının yalnızlığı…
Bir çocuğun kucak açışı…

Daha nicesiyle birlikte gönülde karşılık bulur.
Kuşa, böceğe, ağaca, çiçeğe, tüm mahlukata gönlünü açıp rahmet nazarıyla bakıyorsa eşrefliğinin farkına varır.
Göğsünde bir et parçası değil alemi taşır.
Şehri emanet görmek, şehri emanet almak, şehremini olmak, ancak gönül sahibiyse olur, gönüllere girerek olur.
İşte o zaman gönülden gönüle köprüler kurulur.

Seyyid Nesimi’nin dediği gibi;
GÜLDEN TERAZİ TUTARLAR,
GÜLÜ GÜL İLE TARTARLAR,
GÜL ALIRLAR GÜL SATARLAR,
ÇARŞI PAZARI GÜLDÜR GÜL.

Gönüller birleştiğinde ancak böyle şehirler kurulur.

Hacı Bayram Veli Hazretlerinin nazarıyla ifade edersek;

İNSAN, ŞEHRİ İNŞA EDERKEN,
ASLINDA TAŞIN TOPRAĞIN ARASINDA
KENDİSİNİ İNŞA EDER.
GÖNÜLDE HER NE VAR İSE,
ŞEHİR OLARAK GÖRÜNÜR.
GÖNLÜ TAŞ OLANIN ŞEHRİ TAŞ,
GÖNLÜ AŞK İLE DOLU OLANIN ŞEHRİ GÜLİSTAN OLUR.

Evet… Böylece şehir insan olur, insan şehir olur.
İnsan tüm mahlukata gönlünü açar, gönül şehirleri kurulur.
Gönül tevazudur, kibir değil.
Gönül azimdir, gayrettir, hırs değil.
Gönül samimiyettir, hasbiliktir, hesabilik değil.
Gönül Rahmanın evidir.
İnsan tüm evrenin kalbidir.
Şehir de tüm bunların mekanıdır.

Bizim gözümüzde şehirler, kurucularının ve içinde yaşayan insanların aynası gibidir. Dünyayı ve hayatımızı nasıl idrak ediyorsak, yaşadığımız şehirlere de öyle şekil veririz.

Ecdadımız “ŞEREF-ÜL MEKÂN BİL MEKÎN” yani, “BİR ŞEHRİ AZİZ KILAN, O ŞEHRİN SAKİNLERİDİR” diyerek, işte bu gerçeğe işaret eder. Yahya Kemal, ecdadın kurduğu şehirleri anlatırken, “VE BÖYLECE TOPRAK İMANA GELİRDİ” diyecek kadar vecd içinde bir tasavvur ortaya koyuyor.

Peki nasıl oldu da böylesine ince fikirli ve zevkli bir medeniyet müktesebatından, son asırda böylesine hoyrat bir şehircilik geçmişine savrulduk?

Bize göre şehirlerimizin uzun süredir malul olduğu sıkıntıların temelinde, insan fıtratının bir kenara bırakılıp bireysel hırslar elinde şekillendirilmesi yatıyor.

Milletin değerlerine sahip çıkmayanların şehircilik mirasına sahip çıkması, zaten işin tabiatına aykırı olurdu.

Geçmişiyle barışık olamayan geleceğini de sağlıklı bir şekilde inşa edemez.
Bizler, tüm siyasi hayatı, işte bu çarpıklıklarla mücadeleyle geçen AK Parti kadroları olarak, şehirlerimizin ve ülkemizin hizmetine koştuk.

Eksiklerimiz ve hatta kimi zaman hatalarımız elbette olmuştur. Ama, milletimiz ve tarih şahittir ki, tüm samimiyetimizle ve gücümüzle,
ülkemizi maddi ve manevi medeniyet değerleriyle yeniden buluşturmak
için çalıştık.

Şimdi bu kutlu davada birlikte çalışmak için, tüm hemşehrilerimi İZMİT GÖNÜLLÜSÜ olmaya davet ediyorum.